1 Ocak 2011 Cumartesi

o zaman inanırdım...

Bir peri olsa...
Arabaya çevirse balkabağını,
Sihirli bir elbise giydirse üzerime,
Beyaz...
Bir de camdan papuçlar yapsa benim için,
Hani prensimden kaçarken merdivende düşüreceğim...
İşte o zaman inanırdım aşkın varlığına...
Bu sefer ben olsam baş karakteri peri masallarının,
iki tane fare iki kocaman ata dönüşse gözlerimin önünde,
Arabamı prensin sarayına sürseler,
Hani gecenin sonuna gelmeden yanından kaçmam gereken prensimin sarayına...
Bütün gece dans edebilsem prensimin kollarında,
saat on ikiyi hiç vurmasa o gece,
din don din don...
yine bitmese her güzel şey gibi mutluluğum,
Bu sefer kaçmak zorunda kalmasam o balo salonundan,
hiç kaybetmesem camdan ayakkabımın tekini,
ve vakit kaybetmese prensim yeniden beni bulmak için,
O zaman inanırdım aşkın varlığına...
yeniden doğabilsem küllerimden kül kedisi olmak yerine,
o periye gerek kalmamış olsa prensime kavuşabilmem için,
mesela bi cadının kurbagaya çevirdigi bir prensi öpsem onun prensesi olsam,
sonunda geldin prensesim deyip sarılsa bana hiç bırakmasa,
o zaman inanırdım aşkın varlıgına.
şimdi siz bana aşka inan diyorsunuz ya,
çoçukca umutlarını kaybetmiş biri nasıl inanırki bu dünyadaki aşkın varlığına?
aşk ancak peri masallarında...
bırakın ben çocuk kalayım kendi dünyamda,
en azından buna karışmayın,
çok görmeyin masum, çocukca, saf bir tebessümü bana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder